Göz kapağı ameliyatı tıp dilindeki adıyla blefaroplasti, göz çevresindeki anatomik yapıların cerrahi yöntemlerle yeniden düzenlendiği bir işlemdir. Bu prosedür, hem üst hem de alt göz kapaklarının konturunu ve yapısını doğrudan etkileyen müdahaleleri kapsar. Cerrahi teknikler, göz kapağının temel bileşenlerine odaklanarak bölgenin yeniden şekillendirilmesini amaçlar. Blefaroplasti, göz kapaklarının mevcut durumuna göre planlanan, bölgenin görünümünü değiştiren spesifik bir cerrahi yaklaşım olarak tanımlanır.
EFC CLINIC; estetik cerrahiden girişimsel tedavilere kadar, cerrahi tıbbın en titiz alanlarında uzmanlaşmış bir mükemmeliyet merkezidir—burada her adım incelikli bir dikkatle ilerler. Tıbbi mükemmeliyet, estetik hassasiyet ve ödünsüz etik duruş aynı çizgide buluşur. Yan dal eğitimli uzmanlarımız; modern görüntüleme, standartlaştırılmış protokoller ve güvenlik sistemleri ile kanıta dayalı bakım sunarak doğal ve güvenilir sonuçlar elde etmeyi hedefler. Danışmadan iyileşmeye kadar bakımınız; net iletişim, şeffaf planlama ve sağlığınıza duyulan gerçek saygıyla uçtan uca koordine edilir.
Başarılı bir göz kapağı ameliyatı için doktor muayenesi neden bu kadar önemlidir?
Göz kapağı ameliyatının başarısı, kullanılan teknik kadar, belki de daha çok, ameliyat öncesi yapılan doğru teşhise bağlıdır. Hastalar genellikle “gözlerim çok yorgun görünüyor” gibi genel şikayetlerle gelirler. Ancak bu ‘yorgun’ görünümün altında yatan pek çok farklı neden olabilir.
Yetersiz veya tatmin edici olmayan bir cerrahi sonucun en sık sebebi, doğru bir ameliyatın yanlış bir teşhis için yapılmasıdır. Örneğin bir hastanın asıl sorunu kaşlarının düşüklüğü (kaş ptozu) iken, bu durumun göz kapağı üzerine yığdığı deriyi fark etmeyip sadece göz kapağındaki deriyi almak, altta yatan asıl sorunu çözmez. Hatta kaşların daha da aşağı düşmesine ve ifadenin bozulmasına neden olabilir. Bu nedenle ilk muayenede sorunun kaynağını net olarak belirlemek, ameliyatın kendisinden daha önemlidir.
Göz kapağındaki ‘yorgun’ görünümün altında yatan farklı anatomik sorunlar nelerdir?
Göz çevresindeki o ‘yorgun’ ifadenin tek bir sebebi yoktur. Muayenede, bu görünüme yol açan asıl anatomik sorunu veya sorunlar kombinasyonunu net olarak belirlemek gerekir. Bu sorunlar şunlar olabilir:
- Dermatoşalazis (Gerçek deri fazlalığı)
- Steatoblefaron (Yağ torbalanması)
- Blefaroptoz (Kapağın kendisinin düşüklüğü)
- Kaş ptozu (Kaş düşüklüğü)
Bu sorunlar arasındaki farkı iyi anlamak gerekir. ‘Dermatoşalazis’, göz kapağı derisinin gerçekten bollaşması ve sarkmasıdır; en sık gördüğümüz neden budur. ‘Steatoblefaron’ ise gözümüzü çevreleyen yağ yastıkçıklarını yerinde tutan zarın (orbital septum) zayıflaması sonucu, bu yağların öne doğru fıtıklaşmasıdır. Bu durum özellikle alt göz kapaklarında ‘torba’ olarak bilinen şişkin görünüme neden olur.
‘Blefaroptoz’ (genellikle ptozis olarak kısaltılır) ise bambaşka bir durumdur. Bu bir deri fazlalığı sorunu değil göz kapağını kaldıran kasın (levator kası) zayıflaması veya yerinden ayrılması sonucu kapağın kenarının (kirpiklerin çıktığı yerin) normalden daha aşağıda durmasıdır. Bu durum gözün ‘kısık’ görünmesine neden olur.
‘Kaş ptozu’ ise, yaşla birlikte kaşların, özellikle dış kısımlardan hacim kaybederek aşağı doğru inmesidir. Bu düşüş, üst göz kapağı derisini aşağı doğru iterek yığılmasına ve ‘yalancı’ bir deri fazlalığı yaratmasına neden olur. Çoğu zaman hastaların önemli bir kısmında bu sorunların birkaçı bir arada bulunur:
Göz kapağı estetiği ne zaman tıbbi bir zorunluluk, ne zaman kozmetik bir tercih sayılır?
Göz kapağı ameliyatı (blefaroplasti) hem fonksiyonel (yani tıbbi bir gereklilik) hem de kozmetik (yani estetik) nedenlerle yapılabilir.
Tıbbi Gereklilik (Fonksiyonel) Nedenleri Nelerdir?
Bu durumlarda, kapaktaki anatomik bozukluk kişinin yaşam kalitesini veya sağlığını objektif olarak etkilemektedir. Prosedürün tıbbi olarak gerekli kabul edildiği başlıca durumlar şunlardır:
- Görme alanı kısıtlanması
- Kronik göz yorgunluğu (astenopi)
- Telafi edici alın bölgesi baş ağrıları
- Sürekli çeneyi yukarıda tutarak bakma ihtiyacı
- Deri katlantıları arasında oluşan pişik ve tahriş (kontakt dermatit)
- Kirpiklerin göze batması veya içe dönmesi
Bunların en başında görme alanı kısıtlanması gelir. Sarkan üst göz kapağı derisi veya düşük olan kapak kenarı, kirpiklerin üzerine kadar inerek kişinin özellikle üst ve yan tarafları görmesini fiziksel olarak engeller. Bu durum ‘perimetri’ adı verilen görme alanı testi ile objektif olarak belgelenebilir. Ayrıca hastalar bu sarkan kapakları kaldırabilmek ve daha iyi görebilmek için alınlarındaki ‘frontalis’ kasını kronik olarak kasmak zorunda kalırlar. Bu sürekli çaba, ciddi göz yorgunluğuna ve kronik baş ağrılarına yol açabilir.
Kozmetik (Estetik) Nedenleri Nelerdir?
Bu durumda prosedür, tıbbi bir zorunluluktan ziyade, kişinin görünümünü iyileştirmek amacıyla tercih edilir. Hastaların bu konudaki şikayetleri genellikle şöyledir:
- Yorgun, uykulu veya bitkin görünüm
- Üzgün veya kızgın bir ifadeye bürünmek
- Göz altı torbalarının belirginleşmesi
- Genel olarak yaşlı görünüm
- Daha canlı, dinlenmiş ve genç bakışlara sahip olma isteği
Kozmetik blefaroplasti, yüzdeki genel uyumu yeniden sağlamaya ve yaşlanmanın getirdiği yorgun ifadeyi hafifletmeye yardımcı olur.
Göz kapağı muayenesinde hangi kritik noktalar incelenir?
Doğru ameliyat tekniğini seçmek ve en önemlisi komplikasyonlardan kaçınmak için eksiksiz bir değerlendirme şarttır.
Tedavilerimiz ve operasyonlar hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!
Göz Sağlığı Geçmişi Neden Önemlidir?
Komplikasyonlardan kaçınmanın ilk adımı hastanın öyküsünü dinlemektir. Özellikle ‘Kuru Göz Sendromu’ (DES) ile ilgili belirtiler (yanma, batma, sulanma) mutlaka sorgulanmalıdır. Çünkü ameliyat sonrası oluşan geçici şişlik ve kapağın tam kapanamaması, altta yatan bir göz kuruluğunu çok daha kötü hale getirebilir. Özellikle daha önce LASIK gibi lazerle göz çizdirme ameliyatı geçirmiş olanlar veya belirli hormon tedavileri alanlar bu açıdan daha yüksek risk altında olabilir ve ameliyat öncesi bazı önlemler alınması gerekebilir.
Fiziksel Muayenede Neler Değerlendirilir?
Göz çevresi bir bütündür; göz kapağı, kaş ve yanak birbiriyle anatomik olarak bağlantılıdır. Muayenede tüm bu yapılara bir bütün olarak bakılır. Ana değerlendirme noktaları şunlardır:
- Kaş pozisyonu ve hareketliliği
- Üst göz kapağı kenarının seviyesi (Ptozis kontrolü)
- Alt göz kapağı gevşekliği (Laksite testi)
- Yanak-göz küresi ilişkisi (Vektör analizi)
- Festonlar (Malar torbalar) ve göz altı oluğu
Değerlendirmeye mutlaka kaş pozisyonundan başlanır. Doktorun kaşı eliyle kaldırarak muayene etmesi, ‘gerçek’ deri fazlalığı ile kaş düşüklüğünün yarattığı ‘yalancı’ fazlalığı ayırt etmesini sağlar. Üst kapağın kenarının (kirpiklerin dibinin) göz bebeğinin neresinde durduğuna bakarak ‘ptozis’ (kapak düşüklüğü) olup olmadığı anlaşılır.
Alt kapak için ‘snap testi’ (çekip bırakma testi) ile gevşeklik kontrol edilir. Çünkü gevşek bir kapak, ameliyat sonrası aşağı çekilme veya dışa dönme (ektropion) riski taşır. Ayrıca yanak desteğinin yeterli olup olmadığına (negatif vektör) ve göz altı torbasından farklı bir durum olan ve elmacık kemiği üzerinde yer alan ‘feston’ (malar torba) adı verilen ödemli keseciklerin olup olmadığına bakılır.
Standart bir üst göz kapağı ameliyatı (Blefaroplasti) nasıl yapılır?
Üst göz kapağı ameliyatı yani standart blefaroplasti, temelde deri fazlalığını (dermatoşalazis) ve varsa yağ torbalanmasını (steatoblefaron) gidermek için yapılır.
Ameliyat sırasında, doğal göz kapağı kıvrım çizgisi üzerinden bir kesi yapılır. Bu kesi, tam katlantı yerine denk getirildiği için iyileştiğinde izi neredeyse görünmez hale gelir. Çıkarılacak deri miktarı, gözün tam kapanmasına engel olmayacak şekilde çok hassas bir şekilde ölçülür. Genellikle bu deri parçasıyla birlikte alttaki gevşemiş ince bir kas şeridi de (orbikülaris kası) çıkarılır. Ardından, yağları yerinde tutan ‘orbital septum’ adı verilen zar açılarak fıtıklaşmış yağ yastıkçıklarına ulaşılır.
Üst kapakta iki ana yağ yastıkçığı (merkezi ve iç/nazal) bulunur. Dışarıda (lateralde) ise gözyaşı bezi vardır; bu bezin yağdan ayırt edilmesi ve mutlaka korunması çok önemlidir, çünkü yanlışlıkla zarar görmesi kronik göz kuruluğuna yol açar.
Bu yağların yönetiminde cerrahi felsefe yıllar içinde çok değişmiştir. Eskiden, ‘boşaltma’ odaklı agresif bir yaklaşımla mümkün olduğunca çok yağ ve doku çıkarılırdı. Ancak bu zamanla ‘çökük’, ‘oyuk’ ve ‘iskeletleşmiş’ bir göz çevresi görünümüne neden oluyordu. Günümüz modern yaklaşımı, kesinlikle ‘hacim koruyucudur’. Yani sadece gerçekten fıtıklaşmış olan fazla yağlar, çok koruyucu (konservatif) bir şekilde alınır veya şekillendirilir. Amaç göz çevresinin doğal dolgunluğunu kaybetmeden daha taze ve dinlenmiş bir görünüm sağlamaktır.
Göz kapağı düşüklüğü (Ptozis) ve deri fazlalığı aynı anda nasıl düzeltilir?
Hastaların önemli bir kısmında sadece deri fazlalığı değil aynı zamanda göz kapağı kenarının kendisinde de düşüklük (ptozis) bulunur. Bu iki sorun bir aradaysa, tek bir ameliyatla ikisini de çözmek mümkündür ve en doğru yaklaşım da budur.
Bu birleşik yaklaşımda yine standart göz kapağı estetiği (blefaroplasti) kesisi kullanılır. Bu kesiden girilerek önce daha derindeki asıl soruna, yani kapağı kaldıran kasın (levator) zayıflamış veya yerinden ayrılmış kirişine (aponevroz) ulaşılır.
Önce bu derin onarım yapılır. Kasın kirişi bulunur, güçlendirilir veya olması gereken yere, yani kapağın kıkırdak yapısına (tars) dikişlerle yeniden sabitlenir. Eğer işlem lokal anestezi ile yapılıyorsa, bu aşamada hastadan gözünü açıp kapatması istenerek kapak yüksekliğinin ve kavisinin simetrisi anlık olarak ameliyat masasında ayarlanabilir.
Kapak kenarının yüksekliği ideal pozisyonuna getirildikten sonra, işlem yüzeysel plana döner. Başlangıçta planlanan fazla deri ve kas dokusu çıkarılarak blefaroplasti işlemi tamamlanır. Yani tek bir kesiden hem kapağı kaldıran kas onarılmış olur (ptozis düzeltmesi) hem de fazla deri alınmış olur (blefaroplasti).
Asya tipi göz kapağı estetiği (‘çift göz kapağı ameliyatı’) neden farklıdır?
Asya tipi göz kapağı estetiği, Batı tipi blefaroplastiden anatomik olarak tamamen farklıdır. Bunun nedeni, Asya kökenli bireylerin yaklaşık yarısında ‘tek göz kapağı’ (monolid) bulunması, yani üst kapak kıvrım çizgisinin (supratarsal kıvrım) olmamasıdır.
Bunun temel anatomik nedenleri şunlardır:
- Kapağı kaldıran kas kirişinin (levator) cilde yeterince güçlü tutunmaması
- Kas kirişinin kapak kenarına çok daha alçak bir seviyeye yapışması
- Göz çevresi yağ yastıkçıklarının bu nedenle daha aşağıya sarkarak ‘şişkin’ bir görünüm oluşturması
- Göz iç köşesinde belirgin bir ‘epikantal katlantı’ bulunması
Bu ameliyattaki amaç ‘Batılılaştırmak’ veya çok yüksek, kavisli bir kapak yaratmak değildir. Aksine, bu genellikle istenmeyen ve doğal durmayan bir sonuçtur. Amaç hastanın etnik özelliklerini koruyarak, gözü daha büyük ve canlı gösteren doğal görünümlü bir ‘çift göz kapağı’ kıvrımı oluşturmaktır. Bu cilde yeni bir katlantı yeri oluşturmak için özel dikiş teknikleri veya kesi ile kas-cilt bağlantısı yaratılarak yapılır. Bazen iç köşedeki katlantıyı açmak için ‘epikantoplasti’ de eklenebilir.
Alt göz kapağı torbaları için hangi cerrahi yaklaşımlar mevcuttur?
Alt göz kapağı gençleştirme, anatomik olarak üst kapaktan daha karmaşıktır ve kapak-yanak bileşkesinin çok hassas bir şekilde ele alınmasını gerektirir. Temel olarak iki farklı cerrahi yaklaşım vardır. Hangi tekniğin seçileceği, tamamen hastanın alt göz kapağı cildinde fazlalık olup olmamasına bağlıdır.
Tedavilerimiz ve operasyonlar hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!
Alt göz kapağı ameliyatı ‘kirpik altı’ kesisinden (Transkutanöz) ne zaman yapılır?
Bu yaklaşım alt göz kapağında sadece yağ torbalanması değil aynı zamanda belirgin bir deri fazlalığı ve kas gevşekliği (dermatoşalazis) olan hastalar için gereklidir. Kısacası derinin de bir miktar çıkarılması ve gevşeyen kasın sıkılaştırılması gerekiyorsa bu yöntem seçilir.
Kesi, kirpiklerin hemen 1-2 mm altından, ‘subsilier’ denilen bir hat üzerinden yapılır. Bu iz, genellikle doğal bir çizgiye gizlenir. Buradan girilerek cilt ve altındaki kas dokusu (cilt-kas flebi) bir bütün olarak kaldırılır. Bu cerraha alttaki üç yağ yastıkçığına da tam erişim sağlar. Yağ torbaları yönetildikten (alındıktan veya yeri değiştirildikten) sonra, cilt-kas flebi nazikçe tekrar yerine serilir.
Bu yöntemin en kritik noktası, derinin çok konservatif (çok az miktarda) çıkarılmasıdır. Agresif bir şekilde “daha gergin olsun” diye fazla deri çıkarmak, alt göz kapağının aşağı çekilmesinin (retraksiyon) veya en çok korkulan komplikasyon olan dışa dönmesinin (ektropion) en önemli nedenidir. Bu nedenle cerrahın tecrübesi bu noktada hayati önem taşır.
İzsiz alt göz kapağı estetiği (Transkonjonktival) kimler için uygundur?
Bu özellikle cildinde fazlalık olmayan, sadece göz altı torbalarından (yağ fıtıklaşması) şikayetçi olan (genellikle daha genç) hastalar için ideal ve tercih edilen yöntemdir.
Bu teknikte, dışarıda, ciltte hiçbir kesi yapılmaz. Kesi, alt göz kapağının iç yüzeyinden (konjonktiva denilen pembe, ıslak dokudan) yapılır. Bu adeta ‘gizli’ bir yoldur ve doğrudan yağ yastıkçıklarının arka yüzüne ulaşmayı sağlar. Cerrah, bu iç kesiden girerek fıtıklaşmış yağları çıkarabilir veya yerini değiştirebilir (yağ transpozisyonu).
Bu yöntemin en büyük avantajları şunlardır:
- Dışarıda görünür bir yara izi olmaz.
- İyileşme süreci genellikle daha hızlıdır.
- En önemlisi, alt göz kapağının pozisyonu için çok daha güvenlidir.
Bu teknikte cilt, kas ve onları yerinde tutan orbital septum zarı kesilmediği (yani kapağın ön ve orta destek yapıları ihlal edilmediği) için, kirpik altı kesisinde görülebilen kapağın aşağı çekilmesi veya dışa dönmesi (ektropion) riski bu teknikte neredeyse hiç yoktur. Eğer cilt çıkarılması gerekmiyorsa, bu yöntem her zaman üstün bir seçimdir.
Göz altı torbalarındaki yağlara ne yapılır: Yağlar alınmalı mı, yoksa yeri mi değiştirilmeli?
Alt kapak ameliyatlarında yağ yönetimi, belki de sonucun doğallığını belirleyen en önemli adımdır. Eskiden bu yağlar ‘fazlalık’ olarak görülür ve mümkün olduğunca çıkarılırdı. Ancak artık biliyoruz ki bu göz altının ‘çökmesine’ ve ‘oyulmasına’ neden olarak daha yaşlı ve yorgun bir görünüm yaratıyor.
- Yağ Çıkarma (Eksizyon)
Bu yağ torbasının basitçe alınmasıdır. Artık sadece, ‘gözyaşı oluğu’ denilen çukuru olmayan, sadece belirgin bir yağ torbası olan çok az bir hasta grubu için (genellikle genç hastalar) tercih edilir. Göz altı çukuru olan bir hastadan yağ çıkarmak, o çukuru daha da kötüleştirebilir.
- Yağ Yeri Değiştirme (Transpozisyon / Serme)
Bu günümüzün modern ve standart yaklaşımıdır. Özellikle hem göz altı torbası (şişlik) hem de gözyaşı oluğu (çöküntü) olan hastalarda uygulanır.
Bu teknikte, fıtıklaşan ve ‘torba’ görünümüne neden olan yağ alınmaz. Aksine, bu değerli doku korunur. Yağ yastıkçığı serbestleştirilir ve şişkin olduğu yerden, hemen altındaki ‘gözyaşı oluğu’ denilen çöküntü alanına adeta bir yorgan gibi serilir (redrape/reposition). Bu yağ, kemik zarının altına veya üstüne sabitlenir.
Bu yöntemin amacı, hastanın kendi yağını doğal bir ‘dolgu’ olarak kullanmaktır. Böylece hem şişlik (torba) giderilir hem de çukurluk (oluk) doldurulur. Bu kapak-yanak bileşkesinde pürüzsüz, genç ve konveks bir geçiş sağlar.
Alt göz kapağı ameliyatında ‘askılama’ (Kantopeksi) işlemi neden gereklidir?
Alt göz kapağı ameliyatları, özellikle kirpik altından kesi yapıldığında, kapağın doğal pozisyonu ve sıkılığı için bir risk taşır. Eğer hastanın kapağı ameliyat öncesinde yapılan muayenede zaten gevşek bulunmuşsa, bu risk çok daha yüksektir. ‘Kantopeksi’ veya ‘kantoplasti’ gibi işlemler, bazen ‘badem göz’ estetiği yaratmak için kullanılsa da asıl amaçları bu riski azaltan kritik destek prosedürleridir.
Ameliyat öncesi muayenede ‘snap testi’ (çekip bırakma) ile kapak gevşekliği (laksite) mutlaka test edilir. Eğer gevşeklik varsa, kapağın dışa dönmesini (ektropion) veya sarkmasını önlemek için aynı seansta mutlaka kapağın dış köşesine (lateral kantal tendon) bir destek işlemi yapılmalıdır.
- Kantopeksi: Daha az invaziv bir işlemdir. Kapağın dış köşe bağının dikişlerle güçlendirilerek ve kemik zarına asılarak hafifçe sıkılaştırılmasıdır. Genellikle hafif gevşeklikte veya koruyucu amaçlı yapılır.
- Kantoplasti: Daha kapsamlı bir onarımdır. Kapak bağı serbestleştirilir, gerekirse kısaltılır ve göz çukuru yan kemiğine daha sağlam bir şekilde yeniden asılır (ankraj). Ciddi gevşeklik veya mevcut kapak sarkması durumlarında gerekir.
Kaş kaldırma işlemi, göz kapağı estetiği sonucunu nasıl etkiler?
Göz kapağı ve kaş, birbirinden ayrı düşünülemez; tek bir estetik ünitedirler. Bazen hastalar “göz kapaklarım çok sarktı” şikayetiyle gelirler, ancak muayenede asıl sorunun kaşlarının, özellikle de dış kısmının, yerçekimiyle aşağı düşmüş olması (kaş ptozu) olduğu görülür.
Düşen kaş, göz kapağı derisini üzerine yığar ve ‘yalancı’ bir deri fazlalığı (psödo-dermatoşalazis) yaratır. Eğer bu teşhis atlanır ve sadece göz kapağından agresif bir şekilde deri çıkarılırsa, sonuç başarısız olur. Kaş daha da aşağı çekilir ve kişiye ‘kızgın’ veya daha yorgun bir ifade verir.
Doğru yaklaşım önce asıl sorun olan kaş düşüklüğünü (örneğin endoskopik, temporal veya direkt bir kaş kaldırma ile) düzeltmektir. Kaş ideal yerine geldikten sonra, göz kapağında gerçekten ne kadar deri fazlası kaldığına bakılır. Çoğu zaman, kaş kaldırma sonrası ya çok az bir deri alımına ihtiyaç duyulur ya da bazen hiç gerek kalmaz. İki prosedürü gerektiğinde birleştirmek, üst yüze çok daha uyumlu, doğal ve kapsamlı bir gençleşme sağlar.
Göz çevresi kırışıklıkları için botulinum toksin (Botoks) enjeksiyonları nasıl kullanılır?
Göz çevresi gençleştirme sadece cerrahi değildir. Göz kapağı ameliyatı yapısal sorunları (sarkmış deri ve fıtıklaşmış yağ) düzeltir, ancak cilt kalitesini veya mimik kırışıklıklarını tek başına düzeltmez.
Botulinum toksin (BoNT) enjeksiyonları, ‘dinamik’ yani hareketle (gülme, kaş çatma) oluşan kırışıklıklar için kullanılır. İlgili kasların sinir uçlarındaki sinyal iletimini geçici olarak bloke ederek, kasın gevşemesini ve üzerindeki derinin pürüzsüzleşmesini sağlar.
Göz çevresindeki başlıca kullanım alanları şunlardır:
- Lateral kantak çizgiler (Kaz ayakları)
- Glabellar çizgiler (Kaş çatma veya ’11’ çizgileri)
- Alın çizgileri
- Kimyasal kaş kaldırma (Kaşın dış kuyruğunu kaldıran ince bir uygulama)
Göz altı ışık dolgusu ile göz altı çukurları nasıl tedavi edilir?
Hyaluronik Asit (HA) bazlı dolgular, göz çevresindeki statik çukurları ve hacim kayıplarını ameliyatsız olarak düzeltmek için kullanılır. En yaygın uygulama alanı ‘gözyaşı oluğu’ (tear trough) deformitesidir. Göz altı torbaları için yapılan yağ transpozisyonu ameliyatının ameliyatsız bir alternatifi olarak da düşünülebilir, ancak etkisi geçicidir.
Bu bölgenin dolgusu, teknik olarak çok hassasiyet gerektiren bir işlemdir.
Göz Altı Dolgusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler:
- Doğru Dolgu Seçimi: Göz altı derisi çok ince olduğu için, bu bölgeye özel üretilmiş, çapraz bağları az olan ve su tutma kapasitesi düşük (düşük hidrofilik) dolgular tercih edilmelidir. Aksi halde aşırı şişme veya ‘Tyndall etkisi’ (deri altından mavimsi bir yansıma) görülebilir.
- Doğru Enjeksiyon Planı: Dolgu, derinin hemen altına, yani yüzeysel olarak yapılmamalıdır. Bu dışarıdan görünen yumrulara ve pürüzlere yol açar. Enjeksiyon, kasın altına, doğrudan kemiğin üzerine (supraperiosteal), yani en derin plana yapılmalıdır.
- Doğru Hacim: Göz altı bölgesi ‘aşırı düzeltmeyi’ (overcorrection) kabul etmez. Az miktarda uygulama yapıp (under-correction), gerekirse 2-3 hafta sonra bir rötuş yapmak her zaman daha güvenli ve doğal bir sonuç verir.
Sonuçlar geçicidir, genellikle 6-12 ay sürer, ancak doğru uygulandığında yorgun ifadeyi gidermede hasta memnuniyeti çok yüksektir.
Göz kapağı ameliyatı sonrası iyileşme süreci ve olası komplikasyonlar nelerdir?
Ameliyat sonrası iyileşme süreci genellikle hızlı ve konforludur.
İlk 1-2 hafta, şişlik ve morlukların olduğu akut dönemdir. Görme, kullanılan antibiyotikli merhemler veya ödem nedeniyle geçici olarak bulanık olabilir. Dikişler genellikle 5-7. günlerde alınır. Hastalar genellikle 7-10 gün içinde sosyal hayata dönebilir ve makyaj yapabilirler. Şişliklerin inmesi ve nihai sonucun oturması birkaç ay sürebilir. Bu süreçte yara izlerinin güneşte kalmaması için güneş koruyucu kullanımı çok önemlidir.
Blefaroplasti genelde güvenli bir işlem olsa da her cerrahi gibi riskler ve komplikasyonlar barındırır. En önemli komplikasyonlar şunlardır:
- Geçici göz kuruluğu (DES)
- Lagoftalmi (Üst kapağın tam kapanamaması)
- Ektropion (Alt kapağın dışa dönmesi)
- Retraksiyon (Alt kapağın aşağı çekilmesi)
- Retrobulbar hematom (Göz arkası kanaması)
Göz Kuruluğu: Ameliyat sonrası en sık görülen yan etkidir ve genellikle geçicidir. Göz yüzeyinin şişlik nedeniyle biraz açık kalmasından kaynaklanır ve suni gözyaşları ile kolayca yönetilir.
Lagoftalmi: Üst kapaktan aşırı deri çıkarılması sonucu gözün tam kapanamaması durumudur. Ciddi bir komplikasyondur ve önlenmesi için ölçümlerin çok dikkatli yapılması gerekir.
Ektropion ve Retraksiyon: Alt kapak ameliyatının en çok korkulan komplikasyonudur. Genellikle ya aşırı deri çıkarılmasından ya da kapak gevşekliğinin önden tespit edilip desteklenmemesinden (kantopeksi yapılmaması) kaynaklanır. Bu komplikasyonların çoğu, doğru cerrahi planlama ve konservatif bir yaklaşımla önlenebilir komplikasyonlardır. Eğer gelişirse, başlangıçta masaj ve bantlama ile beklenir; 6 ay içinde düzelmezse cerrahi onarım gerekir.
Retrobulbar Hematom: Çok nadir görülen ancak görmeyi tehdit eden acil bir durumdur. Ameliyat sonrası göz arkasında kan birikmesiyle göz sinirine baskı yapar ve acil cerrahi müdahale (dekompresyon) gerektirir.
